Dine katkıda bulunmak

Dine katkıda bulunmak

Dine, yani dini yaşantımıza katkısı olan bir çok kavram dolaşır zihinlerde... Bunlar içinde en fazla yardımı dokunacak olan şey ise, Lokman (a.s)'ın oğluna öğüt verirken ifade ettiği gibi “züht”tür. O, şöyle diyordu: “Bil ki dine en çok katkıda bulunan şey, dünyada zahitliktir.” Bu nedenle denilir ki: “Her kim kırk gün dünyada züht sahibi olursa, Allah Teala onun kalbinde hikmet pınarları akıtır ve dilini de hikmetle konuşturur.”

Züht, yani “zahitlik”, mala hiç el sürmemek veya gönülleri çelecek, başkalarının iştahını kabartacak şekilde mal dağıtmak değildir. Bunların hepsi adet ve törelerin güzel yönleridir, ibadetlerle uzaktan - yakından bir ilgileri yoktur. Zahitlik, ahiretin nefisliğini ve dünyanın da ahirete nispetle horluğunu bilerek dünyadan yüz çevirmendir. Yoksa dünyadan tamamen sıyrılma düşünceleri ve uygulamaları, ahirete inanmayan kimselerde de görülebilir. Bu, bazen mürüvvet gereği, bazen cömertlik icabı, bazen de güzel ahlak gösterişi şeklinde gerçekleşebilir. Ama bu tür hareketlerin hiçbiri zahitlik sayılmaz. Çünkü isim yapmak, gönülleri çelmek; dünya hazlarındandır ve bu hazların en tatlısı olup maldan daha hoştur. İleride bedelini alacağı düşüncesiyle selam yöntemiyle yapılan bir alış verişte malı vermek zahitlik olmadığı gibi; ün yapmak, cömert olmak, dillerde dolaşmak veya malı koruma zahmetinden kurtulmak, bu hususta idarecilerle zenginlere boyun eğmemek için malı elden çıkarmak da zahitlik değildir.” (İmam Gazali)

Yine “Zühd, kaba kumaşlardan yapılmış elbiseler giyerek dağda bir mağaraya çekilmek ve dağ meyveleri yiyerek orada yaşamak (da) değildir. Bilakis zühd, dünyanın bütün nimetlerine sahip bulunmuş olsan bile, elini onun kirli - haram, şüpheli ve gayri meşru taraflarına bulaştırmamak ve kalbinde onun sevgisine yer vermemek demektir.

Daima hakkı söylemek de zühd alametlerinin cümlesindendir. Zira bir köpek gibi dünyaya haris olanlar, sahip bulundukları leşi ellerinden kaçırma endişesindedirler. Bu yüzden, hakkı söylemekten çekinirler. Batıl ehline karşı sessiz kalırlar ve onların dümen suyuna giderler.

Zahid ise, dünya ile alakalı hiçbir şeyden korkmaz, daima hakkı söyler, hakkı dile getirir. Allah; hakka, hak ehli vasıtasıyla yardım eder. Onlar vasıtasıyla hakkı ayakta tutar.” (Ahmed Rufai -k.s-)

“Ey insanlar! Zahitlik; emelleri kısaltmak, nimetlere şükretmek, haramlardan uzak olmakla olur. Eğer bunu elde edemezseniz, en azından haramlar sabrınızı yenmesin. Nimetlere eriştiğinizde şükretmeyi unutmayınız. Allah açık delilleri ve aşikar kitapları sayesinde sizlere bir özür kapısı açık bırakmamıştır.” (Hz. Ali - r.a - )

Zühd, dünyaya rağbet etmemektir. “Dünyaya rağbetin aslı yakini imanın zayıflığındandır. Çünkü kulun yakini imanı kuvvetli olursa, onun nuruyla ahirete bakar, dünya onun gözünde kaybolur. O, aslen kayıp olan dünya hakkında zühd sahibi olmuş ve inancında mevcut olana rağbet etmiştir. O, kendisi için daha yararlı, daha kalıcı ve Rabbi için daha memnun edici olanı tercih etmiştir. Daimi ve sürekli olanı, fani ve geçici olanın önüne geçirmiştir. İşte zühdün sureti ve yakın sahibinin şahitliği budur. Akıllı olan, kaybolacak veya taşınacak olanı istemez.” (Ebu Talib el-Mekki -r.a.-)

Rabbimiz bizlere ahiretin daha kıymetli ve daha rağbet edilmeye layık olduğunu kavratsın ve bu kavrayış sebebiyle yüzlerimizi kendi zatına ve kendi nezdinde bulunan şeylere yöneltip, bizleri zahit kulları arasına alsın! Amin.


Önceki TEOG yerine gelen sistemde öğrenciye 9 lise sunulacak
Sonraki Gaziantep Valiliğinden yasak geldi