Ağrı'nın havası ölçülmüyor

Türkiye'de havası düzenli ölçülen 51 ilin yanında havası ölçülmeyen 30 il içinde yer alan Ağrı'nın özellikle kış aylarında alarm verdiği dönemde ise tehlike boyutuna vardığı tahmin ediliyor.

Ağrı'nın havası ölçülmüyor
16 Ağustos 2020 - 21:25 - Güncelleme: 16 Ağustos 2020 - 21:52

2017 yılından beri her yıl trafik kazalarından 6 kat daha fazla ölüme yol açtığı öğrenilen hava kirliliğinin Ağrı'da tehdidinin ne oranda olduğu bilinmiyor.

Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından her yıl yayımlanan rapora göre, Türkiye'de Ağrı'nın da içinde bulunduğu 30 ilin havasının ölçümü yapılmadığı için havalarının kirlilik oranının ve kentlerde yol açtığı sağlık sorunları bilinmemekte.

Düzenli olarak hava ölçümü yapılan 51 il içinde bulunan komşu il Iğdır havası en kirli olan il olarak raporda yer almakta. Açıklanan rapora göre son 3 yılda üst üste en fazla kirli havanın olduğu kentte, kirli havaya bağlı olarak gerçekleşen ölümlerin oranının yüzde 33.5'ini oluşturarak rekor bir seviyeye ulaştığı belirtilmekte.

Ağrı'da ise özellikle kış mevsiminde kirli havanın endişe verici boyutlara ulaşması, havayı akşam saatlerinde solumanın güçleştiği kentte kirli havanın ne tür hastalıklara yol açtığı ve kirli havaya bağlı olarak ölümlerin ne oranda olduğu tam olarak bilinmemekte. 

Ağrı'da 2017 yılında yapılan hava kirliliği ölçümü sonucunda, kirliliğe bağlı ölümlerin oranının yüzde 19, 2018 yılında ise yüzde 16,51 olduğu 2019 yılında ise ölçüm yapılmadığı için bu oranın ne ölçüde olduğu bilinmediği rapora yansımakta.


Son dört yıl boyunca ölçüm ortalamalarına bakıldığında düzenli olarak yüksek derecede kirli hava soluyan Iğdır, Düzce, Manisa, Bursa, Kahramanmaraş, ve Afyon’da hava kirliliği sorununun çözülmeyen kronik bir sorun haline geldiği anlaşılıyor.

Ayrıca, Amasya, Bursa, Iğdır, Manisa’da yaşayanlar da son dört yıldır düzenli olarak yılın en az %68’inde (200 gün) mevzuatta belirtilen günlük sınır değerin üzerinde kirli hava soludu.

Platform’un Greenpeace Akdeniz temsilcisi İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Onur Akgül, “Son dört yıldır hava kirliliği riskli derecede yüksek olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, iyileştirme yapıldığı söylenerek tekrar çalışmasına izin verilen Afşin-Elbistan A Kömürlü Termik Santrali ’nden her gün siyah dumanların yükseldiğini gösteren görüntüler geliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, çevre mevzuatına uyabilmesi için gereken yatırımları yapmamış olan bu santrallerin çalışmasına izin vermemesini istiyoruz. Bölgede çalışan iki kömürlü termik santralin çok yakınına altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor ve sağlık etkileri hesaplanmıyor. Planlanan santrallerin yapılması, şehirdeki hava kalitesini daha da düşürecek, mevcut santrallerin neden olduğu hava kirliliğinden kaynaklanan sağlık sorunlarını daha da artıracak” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN EN TEMİZ İLLERİ

Türkiye’de yalnızca Ardahan, Tunceli, Rize, Artvin, Bitlis’te hava kirliliği üç yıl üst üste en düşük seviyede ölçüldü. Yine de, bu illerdeki hava kalitesi seviyelerinin bazıları Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği kılavuz değerlerin üzerindedir.

HAVA KİRLİLİĞİ VE GENLERİMİZE ETKİSİ

Raporda, hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunları ile ilgili güncel bilgilere de değinildi. Hava kirliliğinin genleri etkilediğini söyleyen Platform’un Türk Nöroloji Derneği temsilcisi Doç. Dr. Semih Ayta, “Hava kirliliğinin genlerimiz üzerindeki etkisi, yaşamın tüm dönemlerinde eşit değildir. Gebelik öncesi, anne karnındaki dönem, erken çocukluk ve yaşlılık dönemlerinde partikül maddenin etkilerine yatkınlık artıyor. Çocuk hastalarda yapılan çalışmalar, hava kirliliğinin genlerde yarattığı etki sonucu astım ataklarını tetiklediğini gösteriyor. Ayrıca, yeni çalışmalar partikül maddeye maruz kalmanın depresyon gibi mental hastalıklarla da ilişkili olduğunu göstermiştir’. 3 Yapılan çalışmalar, uzun süreli hava kirliliğine maruz kalan kişilerin, ortaya çıkan kronik hastalıklar nedeniyle COVID-19 gibi virüslere yakalanma ve olumsuz etkilenme riskinin daha yüksek olduğunu belirtiyor. Havadaki her 10 µg/m³’lük partikül madde (PM10) artışı, kalp ve damar sisteminden kaynaklı sorunlarda %0,7 ve solunum yolu kaynaklı sağlık sorunlarında %1,4’lük bir artışa neden olabiliyor.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum