Suriye savaşından bu yana öldürülen 100 binlerce can ve yıkım… Bugün Suriye’nin geldiği nokta! Neden bugüne kadar barış için bir girişimde bulunulmadı. Neden Esed devrilsin diyenler Esed’i deviremedi veya devirmek istemedi?
Rus büyükelçisi gerçekleştirilen suikast ile öldürüldü. Türkiye’nin Rusya ve İran ile Suriye konusunu konuşacağı toplantıdan bir gün önce gerçekleşmesi manidardır. Suriye’de çözüm istemeyen Oyun kurucusu İngiliz olan Batı’nın yaptığı bir eylem!..
Ardı arkası kesilmeyecek ve cevapları karmaşık bir ülkeden yani Suriye’den bahsediyoruz. Fitne kazanına dönüşmüş bu ülkede her gün birileri farklı şekilde kazana farklı maddeler katarak yemeği zehirli hale getirme gayretinde olduğu bugünlerde hedefin İslam ve ümmeti olduğunu sağır sultan bile biliyor artık!
Suriye’de safların berrak olmadığı kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan puslu havada iş yapmak, savaşa müdahil olmak akıl kârı değil. Bilakis hasaret içinde hasaret var. Müslümanın Müslümana kılıç çektiği, zalim ile mazlumu kendilerince yorumlayanların arkasındaki oyun kurucuların değirmenine su taşımaktan başka bir şey değil. Müslüman uyanık ve ferasetli olmalı ama lakin basiret gözleri kapananlar ne yapacaklarını bilemez bir halde sağa sola saldırmaktadır. Fitne kazanındaki Suriye sazanları bu kazanda eriyecekler.
Suriye konusunda baştan bu yana taraflara çağrıda bulunan HÜDA PAR’ı dinlemeyenler bugün aynı çizgiye gelen Türkiye, Rusya ve İran ile Suriye konusunda mutabakata vardı. HÜDA PAR'aİrancı diyen zihniyete sormak istiyoruz; Türkiye İrancı mı oldu şimdi? Elbette ki hayır! Deve kuşu gibi her yeri görünenler, HÜDA PAR'ın başta söylediği çizgiye gelindiğini görmek nasıl bir duygu acaba? Merak ediyorum doğrusu…
Bugün bizim söylediğimizi onlar gelecekte söyleyecekler diyen Zekeriya Yapıcıoğlu’nun sözüne hak vermemek elde değil. Sundukları çözüm önerilerinin yıllar sonra uygulandığına defalarca şahit olduk. HÜDA PAR gaybı mı biliyor ki söyledikleri genelde çıkıyor? Tabi ki hayır! Gaybı Allah’tan başka kimse bilemez.
Ama şu var ki; Ehli hak olanlar, Hakkı savunanlar kendilerinden olmayan kardeşine müspet yaklaştığı ve kardeş nazarıyla baktıklarından feraseti diğerlerinin önündedir. Hakikat bu!
Fakat Kendi meşrebinden olmayan kardeşlerini düşman telakki edenler ise ferasetten yoksundurlar ve basiret gözü kapalıdırlar. Çünkü ihlası zedelenmiştir. Diğerinin başarısını ümmet için bir kazanım değil de kıskançlıkla ‘’ben niye yapamadım’’ diye düşmanlık yapanlar, hasetten erimeye mahkumdurlar!
Kıskançlık, haset ve kin Müslümanın ahlakı olamaz. İhlas birliktelikte ve uhuvvettedir. Bu düşünceye sahip olanlar, bugün olmazsa yarın başaracaklar.
Abdullah b. Ömer’in âlim ve zâhid oğlu Sâlim, halife Ömer b. Abdülazîz’e şöyle yazar: “Şunu iyi bil ki, Allah Teâlâ’nın kuluna yardımı, kulun niyeti kadardır. Kimin niyeti tam olursa, Allah’ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne kadar azalırsa, Allah’ın yardımı da o kadar azalır.”
‘’Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım' diyen Üstad gibi ‘Aç kalmaya razıyız ama ülkenin ve ümmetin yangın yerine dönmesine razı değiliz.’ diyen HÜDA PAR camiasının duruşu ile Müslümanlara dil uzatanların durumu şuna benzer ki; Biri elinde yangına molotofla gider diğeri ise İtfaiyecilik yapar. Bu bilinçle hareket edenler kaybetmek yerine kazançlarına kazanç katacaklardır.
Müslüman Müslümanın kardeşidir. Tilki’nin dönüp dolaşacağı yer Kürkçü dükkânıdır. Birbirlerine düşman olsalar bile küfre karşı yekvücut olacağı günlerin yakınlaşmasını tüm içtenlikle istemeli bunun çaba ve gayreti içerisinde olmalıyız. Müslümana yakışan budur. Yıkıcı değil yapıcı olmak bizim özelliklerimizden biri olmalıdır.
‘Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.’’ ayetini kendimize rehber edinmezsek vay halimize!
‘‘Ve kendilerine beyyineler (açık deliller) geldikten sonra, fırkalara ayrılıp ihtilafa düşenler gibi olmayın! Ve işte onlar, onlar için “azîm azap” vardır.’’ ayeti ile bizlerin düştüğü felaketin daha büyüğüyle tehdit etmektedir ki bugün Suriye’de düştüğümüz durumu açık bir şekilde açıklayan bu ayetlerin ne demek istediği apaçık değil mi?
“Kendileri ihtiyaç halinde olsalar bile başkalarını kendi nefislerine tercih ederler” (Haşr/9)
Rabbim bizleri uyandır, zalimlere fırsat verme, birbirlerine kılıç çeken değil namlularını kafire çeviren, dinini mezhep ve meşrebinin önünde tutan kullarından ve ümmetinden eyle Allah’ım!









