​Vefatının ikinci yılında Molla Muhammed Said Varol (4)

Hizbullah Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Molla Muhammed Said Varol'un zindan arkadaşı Mustafa Sevim, “Seyda’nın o kadar vakar bir duruşu vardı ki, Yusifilerin dışında cezaevi personeli bile sığınılacak liman olarak O’nu görüyorlardı.” dedi.

​Vefatının ikinci yılında Molla Muhammed Said Varol (4)
12 Haziran 2020 - 10:09
Hayatını İslam’a ve cemaat çalışmalarına adayan Molla Muhammed Said Varol’u, vefatının ikinci yılında sevenlerinden dinlemeye devam ediyoruz.

İslami çalışmalarından dolayı cezaevine giren Molla Said Varol, zindanı Yusufi medreseye çevirerek burada dava arkadaşlarına İslami dersler vermeye başlar.  

Molla Said Varol’un cezaevi arkadaşı Mustafa Sevim, cezaevi sürecini anlatırken Varol’un örnek bir âlim, dava adamı, önder ve lider olduğunu söylüyor.

Sevim, “Seyda, hem âlim hem de çok bilgili biriydi. Cezaevindeyken tebliğ vazifemizi yerine getirmek için kitap okumak istiyorduk. Seyda'mızın da âlim olduğunu öğrenince Arapça ders almak için O'nun bulunduğu koğuşa gittik. Bir dava adamı olan Seyda'mızdan bir yıl boyunca hem Arapça hem ahlaki hem de normal dersler aldık. Bu tür insanlar her zaman bulunmazlar. Seyda'nın yanında bu fırsatı değerlendirmeye çalıştık. Bir yıl boyunca her gün düzenli olarak 4-5 dersimiz vardı.” dedi.


Mustafa Sevim

“Seyda, bir âlim olmasının yanı sıra bir dava adamı, önder ve liderdi”

Seyda’nın cezaevinde olmasına rağmen davasını en güzel şekilde temsil ettiğini vurgulayan Sevim, “Seyda, bir âlim olmasının yanı sıra bir dava adamı, önder ve liderdi. Seyda, nereye gittiyse bir âlime yakışır şekilde hareket ederdi. Bize; 'Aileleriniz geldiğinde sakın sizi üzgün görmesin. Onlar size moral vermesin, siz onlara moral verin.' tavsiyelerinde bulunuyordu. Cezaevinde olmamıza rağmen ortamımız çok güzeldi. Bize sanki dışardaymışız gibi davranmamızı istiyordu. Cezaevinde kısıtlı bir yaşam alanı var ve istenildiği vakit hava almaya bile çıkılamıyordu. Bu tür sıkıntılara rağmen cezaevini medreseye çevirerek ellerinden geleni yapıyordu. Cezaevinde 25 yıl kadar kaldık, Allah'a çok şükür ilim okuyarak ayakta kalabildik.” şeklinde konuştu.

“Seyda gibi insanların sayısı toplumumuzda çok azdır”

Sevim, “Cezaevinde insanların imanı zayıflayabiliyor, bu konuda da insanların okuması, ibadet etmesi ve Allah'a tevekkül etmesi lazım ki imanı zayıflamasın. Molla Muhammed Said gibi insanlar sürekli bunu bize tavsiye ediyordular. Kimi âlimler var hem önder hem de liderdir. Böyle insanlarda toplumumuzda azdır. Molla Muhammed Said'de o insanlardan bir tanesiydi.” dedi.

Varol’un cezaevinde boş zaman geçirmediğini ve boş geçen hiçbir anın olmadığını kaydeden Sevim, "Molla Muhammed Said Hoca hangi cezaevine gittiyse kendisinden başlayarak dersler veriyor ve ezberlerini yapıyordu. Seyda hasta olmasına rağmen ilim verme noktasında hiçbir zaman taviz vermiyordu. Görüş günlerinde herkes ailesini beklerken dahi vaktimizi boşa geçirmememiz için bize tavsiyelerde bulunuyordu.” ifadelerini kullandı.


Molla Said Varol cezaevindeken çekilmiş bir fotoğrafı 

“Cezaevi personelleri bile sığınılacak bir liman olarak Seyda'yı görüyorlardı”

Varol'un İslami eğitimdeki tecrübelerine dikkat çeken Sevim, "Biz Seyda'nın ilk oluşturduğu ders gruplarının içerisine girdik ve Seyda'dan dersler aldık. Derslerimizi yaparken sürekli müzakere yapıp yapmadığımızı soruyordu. Bizde müzakerelerimizi yaptıktan sonra gece yarısına kadar derslerimize ağırlık veriyorduk. Tahmin etmediğimiz bazı meseleler ortaya çıkınca Seyda, bu konularda da çok bilgiliydi. Çünkü Seyda, gençliğinde ilimle çok uğraştığı için temeli çok sağlamdı.” dedi.

Seyda’nın Yusufiler haricinde cezaevi personelleri üzerinde de etkili olduğuna vurgu yapan Sevim, “Seyda cezaevinde çok vakar duruşu vardı. Hatta cezaevindeki personeller Seyda'ya çok saygılıydılar ve bazen sıkıntılar olduğunda Seyda'nın yanına gelip sıkıntılarını söylüyorlardı. Personeller bile sığınılacak bir liman olarak Seyda'yı görüyorlardı.” dedi.

“Varol, ‘hiçbir şey İslam davasından önemli değildir' derdi”

Sevim, sözlerine şöyle devam etti:

“Cezaevinde ister istemez sıkıntılar çıktığında Seyda Molla Muhammed Said sabırla bekler ve ‘Hiçbir şey İslam davasından önemli değildir. Siz sadece burada kendinizi eğitin ki dışarı çıktığınızda Hazreti Yusuf misali herkese İslam'ı anlatın.’ derdi. Seyda gibileri bizlere olaylar karşısında nasıl davranmamız gerektiğini ve karşılaştığımız sorunlar noktasında çözümleri söylerdi. Böylelerinden en çok istifade ettiğimiz konular bunlardı. 1990'lı yıllarda camilere gidip ders verdiğimizde, bazıları büyüklerimize iftiralar atarlardı. Ama biz büyüklerimizi tanıdığımızdan, büyüklerimizin hayatlarını İslam'a adadığını, hayatlarından çok İslam'ı düşünüldüklerini görüyorduk. Seydalarımızdan bunları gördüğümüz için zindan bize hafif geliyordu. Böyle değerli insanların gidişiyle bizim yükümüz daha da çok ağırlaşıyor.”

Varol'un arkadaşlık ilişkilerini de aktaran Sevim, “Molla Muhammed Said ile dostane bir arkadaşlığımız vardı. Bazen havalandırma saati bitmeden yanıma gelip koluma girer ve beni teselli ederdi. Seyda hiçbir zaman kendi sıkıntılarından, ağrılarından ve kendisine yapılan işkencelerden söz etmezdi. Sürekli arkadaşların sorunlarıyla ilgilenmeye çalışırdı. Seyda rahatsız olmasına rağmen her ne kadar kendisinin rahatsız olmamasını istesek te bizlere ders vermeye devam ediyordu.” diye konuştu.


Molla Said Varol

“Bu davanın navigasyonuydu”

Molla Muhammed Said Varol'un dava anlayışını anlatırken Üstad Bediüzzaman’ı örnek gösteren Sevim, "Üstad Bediüzzaman Said Nursi Van Kalesi'nde düştüğünde, ‘Ah davam' diyordu. Seyda'da böyle bir durum karşında kalsaydı 'Acaba İslam davam ne olacak?' diyecekti. Böyle insanlar yiyeceği yemeği yemeden önce 'Bu bana güç olsun ki, ibadetlerimi ve davamı nasıl daha çok sürdürebilirim?' diye düşünüyordu. Bizde o insanları tanıdığımız için gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Varol'un vefatını duyduğunda hissettiği duyguları paylaşan Sevim, son olarak şunları söyledi:

“Ben Seyda'nın vefat ettiğini cezaevinde duydum ama bir türlü inanamadım. Çünkü Seyda'yla cezaevinde dışarı çıktığımızda planlarımız vardı. Bir gün bana 'eğer dışarı çıktığımızda senin evine gelirsem seni pijamayla görmeyeyim' der, her zaman hazır olmam gerektiğini söylerdi. Kardeş olduğumuzu bu dava sayesinde anladık, çünkü biz onlardan kardeşliği gördük. Navigasyon nasıl bizlere gideceğimiz adresi gösteriyorsa bunun gibi Seydalar da bize bu davanın navigasyonu idi. Kaza sonucu vefat etti. Rabbim onun bu ölümünü şehid olarak kabul eder.” (İLKHA)
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum