Resulullah’ın tefekkürü
Efendimiz, peygamberlik öncesinde Hira’ya çıkar ve Rabbiyle baş başa kalıp derin düşüncelere dalardı; saatlerce, günlerce bu hâl üzere devam ederdi. Mekke’de Kâbe’ye gider, duvarına yaslanır ve ilâhî gücü, Allah’ın varlığını, birliğini, insanların içinde bulunduğu cahiliye karanlığını, semavatı tefekkür ederdi. Geceleri Mescid‑i Nebevinin avlusuna çıkar, semayı seyreder, namaz kılar, gözyaşları kumları ıslatarak secdelere kapanırdı ve saatlerce bu hâl devam ederdi. Yediği gıdaların nereden ve nasıl geldiğini, bunlar karşısında nasıl şükretmek gerektiğini düşünürdü.
Hz. Muhammed (s.a.s.)’e en çok tesir eden ayetlerden biri tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Aişe (r.a.)'yı ziyaret etti. “Resulullah’ta gördüğünüz etkileyici bir şeyi anlatır mısınız?” dediler.
Hz. Aişe şöyle dedi: “Resulullah (s.a.s.) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı; namazda çok ağladı. Gözyaşları sakalını, secde yerini ıslattı. Sabah ezanı için gelen Bilâl (r.a.) ‘Ey Allah’ın Elçisi! Geçmiş ve gelecek günahlarınız affedildiği hâlde sizi ağlatan nedir?’ dedi. ‘Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi; bu ayet beni ağlattı’ buyurdu” ve şu ayeti okudu: "Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelmesinde akıl sahipleri için ibretler vardır." (Âl‑i İmrân 190)
Ardından: "Bu âyeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayanlara yazıklar olsun." buyurdu. Devamındaki âyet: "Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerindeyken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler: ‘Rabbimiz! Sen bunları boş yere yaratmadın; sen yücesin, bizi ateş azabından koru.’" (Âl‑i İmrân 191)
Ebû Zer’in tefekkürü
Ebû Zer’in vefatından sonra annesine “Onun ibadetlerinde bize haber ver.” diye sorarlar.
Annesi: “Bizim gibi ibadetlerini yerine getirirdi.” "Başka farklı ibadeti var mıydı?" diye sorduklarında: “Günün bir kısmında odanın köşesine çekilir, sırtını duvara yaslar, ellerini başına koyar, dakikalarca düşünür, bazen hıçkırıkları yan odaya kadar gelir, beni uyandırırdı. Onun değişik bir ibadeti varsa işte bu tefekkür hâlidir.”
Ebu Zer (r.a.)’dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Aklı zayıf olup mağlup olmadığı sürece akıllı kişi için belli saatler olmalıdır: Bir saatte Rabbi ile münacat eder, bir saatte nefsini murakabe eder, bir saatte Allah’ın sanatında tefekkür eder, bir saatte de yiyecek içecek gibi ihtiyacını temin eder." (Sahih-i İbn Hibban)
Ömer b. Abdülaziz'in tefekkürü
"(Ey insanlar! İbret almıyorsanız) alev alev yanan bir ateşle sizi uyardım. O ateşe ancak yalanlayıp yüz çeviren kötüler girer."(leyl/14/15) Ömer b. Abdülaziz'e bu ayetler okununca yatsı namazında düşüp bayılır, sabaha kadar ayılamazdı; ayıldığında dilinde hep bu ayetleri tekrar ederdi.
Hasan‑ı Basri tefekkürü
Hasan‑ı Basri (r.a.) der ki: "Bir anlık tefekkür, bir gece boyunca namaz kılmaktan hayırlıdır." Ayrıca Hasan‑ı Basri: "Düşünmek müminin aynasıdır; kişi bunda iyilik ve kötülüklerini görür." der.
İmam‑ı A’zam’ın tefekkürü:
İmam‑ı Azam’ Bir gece yatsıdan sonra bir ayet okur, tefekküre dalar. Cemaat camiyi terk eder. Sabah müezzin gelince imama: “Üstat, erken gelmişsiniz.” der. İmam‑ı Azam çevreye bakıp “Herkes gitti mi? Sabah mı oldu?” diye sorar. “Yatsıda bir ayet okudum, onu düşünüyordum.” der.
Ahmed, Ebû Süleyman’ın rivayetiyle: "Gözlerinizi ağlamaya, kalplerinizi tefekküre alıştırın." (Hilyetü’l‑Evliyâ)
Batılı düşünür Aristoteles’e göre “Düşünme, /tefekkür insanı hayvandan ayıran belirgin bir özelliktir; aklın bağımsız ve kendine özgü eylemidir.”
Evet, nice ayet, hadis ve örneklerde görüldüğü gibi tefekkür, tarihî olaylardan ders çıkarmanın ve hatalardan sakınmanın önemini vurgular. Tefekkür eden ders çıkarır, yanlışı en aza indirir, doğruya yönelir.
"Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır." Bu söz değişik rivayetler taşısa da manası Kur’an ve Sünnete uygundur. Tefekkür, ibadetin yarısıdır. (Gazali) Tefekkür kadar kıymetli ibadet yoktur. (İbn Hibban) İmam Şafii: "Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken tefekkürden faydalanın." demiştir.
Tefekkür, önemli bir ibadet ve ahlâkî sorumluluktur. Kur’an’da başka hiçbir nafile ibadet için bu kadar vurgu yoktur; yüzlerce ayet "Düşünmez misiniz?" diye sorar.
Tefekkür sayesinde kişi ihlâs ve samimiyetle iç dünyasına yönelir; hatalarından ders çıkarır, olumlu yönlerini güçlendirir; manevî gelişim sağlar. Nefis muhasebesi, ahlâkî değerleri güçlendirir, Allah’a yakınlaşmayı arttırır.
Tefekkür, Allah’a olan imanı kuvvetlendirir; O’nun varlığını, birliğini, sıfatlarını ve eserlerini daha iyi kavratır. Tefekkür; kalben bir şeyin şuuruna varıp şahit olmaktır. Bu, insana mahsustur. Mu’min kalben hissederek tefekkür edince hem Allah’ın nimetlerini düşünür hem bilgiye ulaşır hem kalbini lüzumsuz işlerden uzaklaştırır hem de kendine kendini hatırlatır. Tefekkür edenin kalbi değişir; kalbin değişmesi ahlâkın güzelleşmesinin başlangıcıdır.
TEFEKKÜR TÜRLERİ
Afakî tefekkür: Evren, doğa ve dış dünyadaki olaylar üzerinde düşünmek.
Enfüsî tefekkür: Kendi iç dünyası, nefsi ve ruh hâli üzerinde düşünmek. İmam Nevevî’ye göre tefekkür üç T’nin birleşiminden meydana gelir: Birincisi Tezekkür: Geçmişi ve vahye dayalı tarihleri tefekkür etmek. İkincisi Tedebbür: Geçmiş tecrübeden geleceğe yönelik tedbir üretmek. Üçüncüsü Taakkul: Geçmiş ile geleceği aklen bağlamak.
Hz. Mevlana’dan göz yaşı hikâyesi
Mevlânâ’dan bir kıssa: Güzel sesli bir hâfız Kur’an okuyordu.
Hz. Mevlânâ gözyaşlarıyla dinliyordu. Bir adam esneyerek:
— “Efendi, niçin ağlıyorsunuz, ağlanacak bir şey mi var?” dedi.
Mevlânâ: — “Bu Kur’an sesi bana cennet kapısının açılış sesi gibi geliyor.” dedi.
Adam: — “Bana da cennet kapısının açılış sesi gibi geliyor.” deyince
Mevlânâ: — “Aramızda ince bir fark var. Senin duyduğun kapanış sesi olmalı; açılış sesi gözyaşı getirir, kapanış sesi uyku.” dedi.
TEFEKKÜR NASIL YAPILIR? ZİHNİN RAHAT ODAKLANACAĞI SAKİN ORTAMLAR TERCİH EDİLİR?
Tefekkürün Konuları:
Tefekkürün Konular: Evren ve yaratılış; Kur’an ayetleri, hadisler; nefis muhasebesi, geçmiş olaylar; nimetler, ölüm ve ahiret.
İbadetlerde tefekkür – Namaz örneği: Günde 40 rekât namaz kılıyoruz. Abdestte akan su damlalarıyla günahlarımızın döküldüğünü hissedelim; kılacağımız namazı mâniasıyla düşünerek kılalım. Anlamadan okumak, namazı gezintiye çevirir.
İbn Abbâs (r.a.): “Tefekkürle kılınan iki rekât, tefekkürsüz bütün gece ibadetten hayırlıdır.” der. Bir Mu’min yılda ortalama 15 bin 200 rekât namaz kılar; namazdaki zikirlerin sayısı binleri bulur. Hakkıyla kılınan namaz, insanı cennete götürür. Rabbim bizi tefekkürden gerçek mâniada istifade eden, tefekkürün hakkını veren mütefekkirlerden eylesin! Âmin.






