Oruç ibadeti İslam'ın beş şartından biridir, farziyyeti de kitap, sünnet ve içme ile sabit olmuştur.
HADİS: Abdullah b. Ömer-r.a.-'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah –sav- şöyle buyurmuştur:
«İslam dini beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak.» (1)
Şeri mazereti olmadan Orucun terki büyük günah inkârı küfürdür.
Bu ibadet, hicretin ikinci yılında şaban ayının son ikinci gecesi olan pazartesi gecesinde Medine'de farz kılındığı kesindir. (2)
ORUCUN (sevm) LÜGAT MANASI
Sevm lügat-a imsaktır. Kişinin kendisini alıkoymasıdır (3) kişinin kendin konuşmadan alı koyması de Sevm'dir.
Mesele Allah-u Teala’nın Hazreti Meryem’den bahsedince[A1] ,
"De rahmana oruç adadım, onun için bugün hiçbir inse söz söylemeyeceğim (4)"
Hz. Meryem konuşmadan alı koyması oruç olduğuna göre kişi demek sade mideyi değil bütün azalara da Oruç tutturmak lazım olur. Bu konuyu inşallah ileride daha detaylı ayet hadisler eşliğinde ele alırız.
ORUCUN (sevm) ŞERİ MANASI
Şer’i manası ise oruç tutmaya ehil kimsenin niyet ederek fecrin döğüşünden güneşin batışına kader orucun bozulmasına sebep olan bütün şeylerden ve beli zamanlarda kişinin kendini alıkoymasıdır. Yani oruç belli bir zaman midenin ihtiyaçlarından fili olarak mideye ve iç organlarına girecek ilaç ve benzeri hissi olan şeri olan her şeyden uzaklaşmaktır belirli zamandan maksat fecri Sadık’ın doğmasından güneşin batımına kader gecen zamandır. Oruca ehil beli bir şahıstan kasıt hayız nifas durumunda olmayan akılı had teklif eren ve Müslüman kimselerdir niyet maksat tereddütsüz ve kesin olarak ibadeti adetten ayıracak bir fili yapmaya kalkmak kalbin azım etmesidir. İnşallah bu konuyu da mezheplerin görüşleri ile ele alırız. (5)
ORUCUN GAYESİ TAKVADIR
Her ibadetin bir zahiri birde manevi sebepleri vardır. Zahir kısmı Kur'an ve Sünnetin emri olasıdır. Manevi kısmı ise üstadın deyimi ile beş yüz ve yedi yüze kadar hikmetleri vardır hepsinin yolu takvayla taçlanıyor. Cenab-ı Allah’ın dediği gibi:
"Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz/ takvaya erersiniz. (6)"
"O Ramazan ayı ki, insanları irşada için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. (7)"
RAMAZAN
(Ramazan yakıcı sıcağın adıdır) Ramazan denilmesinin sebebi Araplar da aylarının ismini o ayda vuku bulan olaylarla isimlendirirlerdi. Mesela Zilhicce ayı dediğimizde işte hacıların hacca gitme ayları.
Ramazan'da da yakıcı ateşin eritici ateşin şiddetini ifade eden ram ‘da dan geldiği için Ramazan demişler, (8) (Buda şu demek oluyor ki kişi Oruç tutumu içindeki manevi yakıcı ateş günahlarını yakacağını ifade eden ay olan Ramazan ayı).
Alimlerimiz Ramazan kelimesine lügat manasına birkaç mana vermişler birincisi ram ‘da kelimesinde türeyerek yakıcı ateşin eritici ateşin şiddetini ifade eden güneşin en yakıcı haline derler, hatta kuyumcular altının saf olanını sahtesinden kalitesizliğinden ayırmak için yaptıkları ateşe ram ‘da bu iş yapanlarda ram atçılar derler. Buda şu demek olur. Ramazan ayı değersiz İnsan ile hakiki Altun değerindeki İnsanları gösteren ay olan mübarek kuranın kendisinde nazil olan ayrıştırıcı ay Ramazan ayı.
Buda şu demek olur. Ramazan ayı değersiz insan ile hakiki Altun değerindeki İnsanları gösteren ay olan mübarek Kura'nın kendisinde nazil olan ayrıştırıcı ay Ramazan ayı.
Ramazan’ın ikinci manası ise külü çok olan manasına gelir. Eskilerin deyimi de şöyle derlerdi, bunun külü çoktur yani bunun misafiri çok olur. Dolaysıyla da çok ocağı yanar, hayır çok olur.
Buda şu demek olur, nasıl ki misafiri çok olan sevabı çok olur ise Ramazan’da da Oruç kulluğun gereği sevabı çok olur.
Ramazan’a üçüncü bir manada vermişler sel gibi akıp car çöpü temizleyen yağmur seline yağmur seline denilir Ramazan kelimesini ay manasına gelen Şehir kelimesiyle de birleştirince şehri Ramazan yani Rahmet sel gibi akıp Günahları temizleyen ay denir.
Ramazan ayı on bir ayın sultanıdır hatta zilhiccenin on gününden de daha hayırlıdır çünkü Resulullah s.a.s. buyurmuştur; Ramazan, ayların seyididir. Tıpkı arife günü yılın en efesli cuma günü günlerin en hayırlısı olduğu gibi Ramazan da ayların en efeslidir.
SİZDEN RAMAZAN AYINI İDRAK EDENLER ONDA ORUÇ TUTSUN
Resulullah Aleyhisselam hayatı boyunca -9- kere Ramazan orucu tutmuş bunlardan dört tanesi -29- -5- tanesi -30- tutmuş.
Hikmeti ise eksik günlerin sevabının de tam günlerinin sevabı ile Allah'ın katında aynı olarak kabul edileceğinin işaretidir.
Ramazan orucu Hilal’in görünmesiyle başlar ve bitmesi de yine Hilal’in yani ayı görünmesiyle biter şayet hava bulutlu ise görülmeyecek durumda ise Şaban ayının otuz gününe kadar tamamlanır.
Daha sonra oruç başlar ve sondada Ramazan otuz gün tamamlanır çünkü şeri oruç otuz gündür ve bayram yapılır.
Oruç bizden önceki semavi din mensuplarına de farz kılınmış bir ibadettir ancak onlara bunu ne ölçüde farz kılındığını tam olarak bilmiyoruz bu konuda bir takım zayıf rivayetler varsa da tarihi gerçeği yansıtan mahiyeti değildir.
Kur’an-ı Kerim'de oruç ibadetini bizden önceki ümmetlere de farz kılındığı şöyle açıklanmıştır,
Ayet: Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. (9)
Elimizdeki Tevrat'ta, oruç tutma hakkında her ne kadar açık belge yoksa da birtakım övgüler oruç tutanlar için yapılmış. Hz. Musa da 40 gün oruç tuttuğu rivayetler arasında geçer.
İncil'de ise orucun farziyetini açıklayan bir belge mevcut değil, Zekeriya Aleyhisselam bölümünde onun 5. ayda perhiz etmesinden söz edilir.
Meta İncilinin 6/16. bölümünde oruçla ilgili şu sözler yer almaktadır ve "oruç tuttuğunuz zaman iki yüzlüler gibi sürekli yüzünüzü asmayın, zira onlar oruç tuttuklarını insanlara versinler diye suratını asarlar."
Şüphesiz oruç namaz gibi hayatı disipline eden önemli bir ibadettir.
Allah'ın hoşnutluğuna erişmek ona yakın olmak için insanı kendi iradesini ölçülü ve anlamlı biçimde kullanarak yemek içmek ve benzeri ihtiyaçlarını yerine getirmekten belli bir süre nefsini alıkoyması.
Bir bakıma melekleşmeye yönelmesidir. Bu nedenle diyebiliriz ki irademizin en büyük terbiyecisi vicdanımızın en usta geliştiricisidir Oruç'tur. İnşallah ilerde orucun faydalarının bir kısmını ele alırız rabim faydalanıp takvaya eren kullarından eylesin.






