Soru: Oruç nedir?
Cevap:
Oruç; fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar, niyet ederek, kendi iradesiyle yeme, içme ve orucu bozan diğer fiillerden uzak durmaktır. Orucun geçerli olması için bazı şartlar vardır.
Orucun Geçerli Olması İçin
Niyet
Orucun ruhunu ayakta tutan en temel unsur niyettir. Zira Allah Teâlâ buyurur:
“Onlar ancak dinlerini Allah’a(niyetlerini) has kılarak O’na kulluk etmekle emrolundular.”(Beyine5)
Niyet, orucun sadece başlangıcı değil; onun geçerlilik şartıdır. Niyetsiz oruç sahih olmaz.
Çünkü ibadet, niyetle ibadet olur.
Resulullâh ﷺ de şöyle buyurmuştur:
“Ameller niyetlere göredir. Herkes için niyet ettiği şey vardır.”
(Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; Müslim, İmre)
Böylece anlıyoruz ki oruç, sadece gündüz tutulan bir açlık değil; geceden kalbe yerleşen bilinçli bir kulluk kararının sabaha taşınmasıdır.
Hanefi ve Şafii Mezheplerine Göre Niyet:
Hanefî Mezhebine Göre:
Her gün için niyet şarttır.
Ancak niyetin gece yapılması şart değildir.
Öğlene kadar yapılabilir.
Yani Hanefî’de de her gün için ayrı niyet gerekir.
Sadece vakit geniştir.
(El-Hidâyet Bedâiu's-Sanâi)
Hanefi’de Niyet vakti:
Ramazan, adak ve nafile oruçlarda kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir (orucu bozan bir şey yapılmamışsa).
Şafi Mezhebine Göre Niyet:
Ramazan ayında her gün için ayrı ayrı niyet etmek şarttır. (Fethul-Kadir, II/46)
Şafide Niyet vakti:
Her gün için niyet, geceleyin, yani iftardan sonra fecrin doğuşuna kadar yapılmalıdır.
“Fecirden önce niyet etmeyen kimsenin orucu yoktur.”
El-Mecmu.
A)- Niyetin Şekli
Fıkıh kitaplarında faziletli niyet şu şekilde ifade edilir:
“Yarınki farz olan Ramazan orucunu tutmaya niyet ettim.” (Bacuri 1. Cilt Orucun niyet bolumu)
Niyette esas olan;
‘’Ramazan orucu olduğunu belirtmek’’
‘’Farz olduğunu tayin etmektir.’’
‘’Şafiye göre geceden, Hanefi’ye göre en geç kuşluk vaktine kader niyeti getirmek gerekir’’
‘’Not; Bazı Alimlere göre Oruç için sahura kalkmak ta unutanlar için niyet sayılmaktadır.’’
Hanefî mezhebinde:
Sahura kalkmak niyet yerine geçebilir
Eğer kalben oruç tutma kastı varsa
Şafiî mezhebinde:
Kalben oruç tutma kastı varsa niyet yerine geçer. Tenvir Kulüp adlı eserde
Sahura kalkan kimse oruç niyetiyle bir şey yerse niyet yerine geçer ifadesi vardır.
B)- Niyetin hükmü nedir
Hanefi’de şart
Şafiî'de rükündür/farzdır
Özel durumlar:
C)- İmsaktan sonra farz oruca niyet edilir mi? (Şafiî'de hayır, Hanefi’de öğlene kadar niyet getirilebilir)
D)- Farz veya nafile oruca göre niyetin vakti değişir mi? (Evet Şafiî’de farza niyet iftardan Fecr-i Sadıka kadar, sünnet oruçta ise öğlene kadardır. Oruca mâni olan bir şey yapmamış ise.)
Şafiî mezhebine göre akşam ezanı ile imsak vakti arasındaki herhangi bir zamanda oruca niyet getirilebilir. Hanefî mezhebine göre efdal/ en iyi olan, imsak vaktinden önce niyetin getirilmesidir. Ancak oruç adak veya kaza olmadığı sürece fecir vaktinden sonra öğlene kadarki süre içerisinde de niyet getirilebilir.)
E)- Oruca hergün ayrı ayrı mı niyet getirilecek yoksa bütün ramazanın ilk gün toplumu getirilecek.
Cumhura göre ramazanın her günü için ayrı ayrı niyet getirmek gerekir. Çünkü her gün başlı başına bir ibadettir. Malikî mezhebi, Ramazan’ın başında bir defa niyet getirilirse bunun tüm günler için yeterli olacağı görüşündedir. Malikilere göre aynı hüküm art arda tutulan kefaret, kaza ve sünnet oruçlar için de geçerlidir (İbn Kudüme, el-Muğnî II, 412)
Günümüzde bazı fıkıh kitaplarında şu kolaylık zikredilir:
Şafiî mezhebinde olan bir kimse, Ramazan’ın başında Malikî mezhebine takliden tüm aya niyet ederse; arada gece niyeti unutsa bile orucu sahih olur.
Bu, mezhepler arası taklit tedbire binen getirilen bir kolaylıktır, kolaylaştırın zorlaştırmayın rahmetine binaen
Orucun Geçerli Olması İçin ikincisi
VAKİT
‘’Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için.’’ (Bekere 187)
Adî bin Hatim (r.a.) şöyle dedi:
“’Beyaz iplik siyah iplikten ayrılıncaya kadar yiyin için’ ayeti inince, bir beyaz ip ile bir siyah ip aldım, yastığımın altına koydum. Gece onlara bakıyor fakat ayırt edemiyordum. Sabah olunca durumu Resulullah’a arz ettim. O da:
‘Bu, gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığıdır.’ buyurdu.” (Kitâbü’s-Savm Hadis No: 1916, 4510 Sahih-i Müslim Kitâbü’s-Sıyâm Hadis No: 1090)
Bu hadise göre:
Ayette geçen “beyaz iplik” → sabahın aydınlığı (fecri-i sadık)
“Siyah iplik” → gecenin karanlığı
Yani burada gerçek iplik kastedilmemiş, mecazî bir anlatım vardır.
Hanefî Mezhebi Görüşü
Ayetteki “beyaz iplik” → Fecir-i sadık (gerçek sabah aydınlığı)
Fecir-i sadık doğunca yeme-içme haram olur ve oruç başlar.
Fecir-i kâzib (yalancı tan vakti) ile oruç başlamaz. (İmam Ebu Hanife El-Hidaye Bedâiʿu's-Sanâiʿ)
Şüpheli durumda ihtiyatlı davranmak (imsaki biraz erken almak) müstebattır; fakat asıl bağlayıcı olan fecri-i sadıktır.
Önemli Nokta:
Hanefîler, sabah namazı vaktinin girmesiyle orucun başladığını esas alır.
Şafii Mezhebi Görüşü
Ayetteki beyaz iplik → Fecri-i sadıktır.
Fecri-i sadık doğduğu anda yeme-içme kesin olarak sona erer.
Fecir doğduktan sonra bilerek bir lokma bile yemek orucu bozar. (İmam Şafii El-Umm El-Mecmu)
Önemli Nokta:
Şafiiler fecrin doğuşunu kesin sınır kabul ederler ve fecirden sonra en küçük yeme-içme fiilini orucu bozucu sayarlar.
A)- Oruç vakti ne zaman başlar?
Yukarda tafsilatını verdiğimiz İmsak vaktinin girmesiyle birlikte oruç başlamış olur.
Buda en kısa ve doğru yol güvenilir olan imsak göre olur.
Vakit her ne kadar ezanla ilan edilse de takvimlerdeki imsak/fecir sadik vakti esas alınmalıdır, ezan bir ilandır/işarettir. Tıpkı Top mermisini patlatmaktır ya da başak işaretler de olabilir.
B)- Ezanın okunmasıyla birlikte yeme-içmenin bırakılması gerekir. Bırakmayıp devam eden kimsenin orucu bozulur, Şafiî’de de Hanefi’de de. Konun anlaşılması için soru cevap şeklinde mesele netleşir.
Ezan bitinceye kadar yemek yenilebilir mi?
Asla yenilmez. Ezanı duyduğu anda ağzındakini yutmayıp çıkarması lazım yutarsa orucu bozulur ağzını yıkayıp temizlemesi lazım
On Dakka önce her şeyi terk edip dişlerimizi yıkamak sünnettir.
Not; Bazı ülkelerde sabah namazında adet haline gelmiş çift ezan sistemi bulunmaktadır bu durumda ikinci ezan esas alınır. Aynı uygulama Efendimiz (s.a.s.) zamanında da mevcuttu. Abdullah Bin Ümmü Maktum, Ramazan'da ezan okur, sahurun bittiğini insanlara bildirirdi. Bununla ilgili Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: Bilâl ezanı gece okuyor. İbn Ümmü Maktum ezan okuyuncaya kadar yiyip içiniz (Buhârî, Ezan 12, No: 620).
Tıpkı Ağrı ilimizde de Önce sela sonra azan okunur sela son verilir Azan esas alınır.
C)- Sahurda fecri-i sâdıkın girmediğini zannederek yiyen kimse, sonra fecrin girmiş olduğu anlaşılırsa hüküm nedir?
Klasik kaynaklara göre mezheplerin delilleri şöyledir:
Hanefî Mezhebi
Aslî Delil: Kur’an “Fecrin beyaz ipliği siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin için; sonra orucu geceye kadar tamamlayın.” (Bakara 187)
Hanefîler der ki:
Fecri-i sadık doğduğu anda yeme içme haram olur. Vakit girmişse, fiil haram vakitte yapılmıştır.
Şerhası şöyle der (özetle): “Bir kimse fecri doğmadı zannederek yer, sonra fecrin doğmuş olduğu anlaşılırsa üzerine kaza gerekir. Çünkü oruç vakti girmiştir. Ancak kasıt bulunmadığından kefaret gerekmez.” (Serisi’nin Açıklaması Şemsü'l-Eimme Serahsî – el-Mebsût)
Hanefî usulüne göre burada hata vardır; fakat fiil, oruç vaktinde gerçekleşmiştir.
Oruç sahih olmaz.
Hanefî Usul Kaidesi
İbadetlerde vakit şarttır.
Şart gerçekleşmeden yapılan ibadet geçerli olmaz.
Hata kefareti düşürür ama kazayı düşürmez.
Şafii Mezhebi
Nevevi şöyle der (özetle):
“Bir kimse fecir doğmadı zannederek yer içerse, sonra fecrin doğmuş olduğu anlaşılırsa orucu sahih olmaz. Kaza gerekir; kefaret gerekmez. Çünkü bu, kasıtlı bir ihlal değildir.” (Nev Evi’nin Beyanı İmam Nevevi – el-Mecmu Şerhu’l-Mühezzeb)
Şafiiler burada şu ilkeye dayanır:
Asıl olan fecrin girmesiyle imsakin başlamasıdır.
Zanna dayanarak yapılan fiil, vakit gerçekleşmişse mazeret sayılmaz.
Şafii Usul Kaidesi
Şafiiler şu kaideyi esas alır:
“İbadet vakte bağlı ise, vakit gerçekleşmeden yapılan veya vakit başladıktan sonra şartı ihlal edilen ibadet geçerli olmaz.”
Burada kişi yanılmıştır, fakat fiil oruç vaktinde gerçekleşmiştir.
Çünkü kefaret ancak bilerek ve kasten yapılan ihlalde gerekir.
Fıkhî İncelik
Bu mesele, şu prensiple bağlantılıdır:
Yakîn (fecrin doğmuş olması), zanna (henüz doğmadı düşüncesine) tercih edilir.
Bu nedenle fakihler ihtiyatı tavsiye ederler:
Şüphe varsa yemeyi bırakmak gerekir.
D)- Kişi güneşin battığını zannederek iftar eder; sonra güneşin batmadığı anlaşılırsa hüküm nedir?
Kur’an Delili “...Sonra orucu geceye kadar tamamlayın.” (Bakara 187)
Gece (yani güneşin batışı) gerçekleşmemişse, oruç tamamlanmamıştır.
Hanefi mezhebi göre
Oruç bozulur Kaza gerekir Kefaret gerekmez
Hanefîlere göre oruç güneşin batmasıyla sona erer.
Eğer kişi “battı” zannıyla iftar etmiş ama gerçekte batmamışsa: Yeme fiili hâlâ oruç vaktinde gerçekleşmiştir. Bu yüzden oruç sahih olmaz.
Kitâbü’s-Savm bölümünde açıkça: Güneş battı zannederek iftar eden kimseye kaza gerekir; kefaret yoktur. (Şemsü'l-Eimme Serahsî – el-Mesut)
Şafii mezhebi
Hüküm Oruç bozulur Kaza gerekir Kefaret gerekmez
Şafiilere göre de:
Oruç, güneşin kesin olarak batmasıyla sona erer.
Zanna dayanarak yapılan erken iftar, vakit içinde yeme sayılır.
Bu nedenle oruç geçersiz olur. (İmam Nevevi – el-Mecmu Şerhu’l-Mühezzeb
Kitâbü’s-Sıyâm’da:
Güneş battı zannederek iftar eden kimseye kaza gerekir; kefaret yoktur.
Nevevi burada bunun mezhep içinde sahih görüş olduğunu belirtir.
NOT: -4- Bölümde göz kulak burun damlaları astım hastasının ilacı buhar gibi orucu bozan ve bozmayan dürümlerle devam edeceğiz inşallah
Hayırlı Ramazanlar







SON DERECE YETERLİ BİLGİLER. İYİ ARAŞTIRILMIŞ. TEBRİK EDİYORUM. ALLAH RAZI OLSUN. ALLAH ZAHMETİNİZİ MİZANINIZA KOYSUN İNŞALLAH. SELAMLAR
Kaleminize sağlık hocam güzel
Hocam, kaleminize ve yüreğimi sağlık. Oruç ile ilgili çok güzel bir makale olmuş. Rabbim! Sizleri her daim muvaffak etsin inşallah