﴿بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ﴾
﴿سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا ۚ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾
“Kulu Muhammed’i bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için Mescit-i Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescit-i Aka’ya götüren Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir. Şüphesiz O, hakkıyla işiten ve görendir.”
İSRÂ: (الإسراء) Sözlük Anlamı: Gece yolculuğu yapmak. Özellikle gece yapılan yolculuğu ifade eder. Miraç: (المعراج) Sözlük Anlamı. Yukarı çıkma. Arapçada yukarı doğru çıkışı ifade eder.
Dinî: Anlamı
İsrâ,
Yatay yolculuk; Mekke Bey tül haramdan Kudüs’e mescidi harama yapılan yolculuktur. Hz. Muhammed’in (s.a.s.) bir gece Mescit-i Haram’dan Mescit-i Aksa’ya Burak denen binek ile Allah’ın kudretiyle götürülmesi olayıdır. Bu hadise, İsrâ Suresi 1. ayette açıkça zikredilir. Beden ve ruh birlikte gerçekleşmiş mucizevi bir yolculuk olarak bütün İslam Alimlerinin tarafından kabul edilir.
Dinî: Anlamı
Miraç;
Dikey yolculuk; Kudüs’ün mescidi aksısından semalara yapılan yolculuktur.
Isra’dan sonra Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Mescit-i Aksa’dan semalara yükseltilmesi,
Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar çıkarılması oradan da Ref-Ref denen binekle kabı kevseyne[1] çıkarılması
Allah’ın dilediği ilâhî hakikatlerin kendisine gösterilmesi hadisesidir.
Bu olayda:
Peygamberimiz birçok ilahî ayet ve sırra şahit olmuştur. Kendisine üç müjde verildi[2]
1-ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların cezasını çektikten sonra Cennet'e gireceği müjdelendi,
2-Bakara suresinin son ayetleri verildi
3- beş vakit namaz farz kılındı.
Recep ayının 27 gecesinde gerçekleşen İsrâ ve miraç hadisesi tüm Müslümanlar için önemli bir ayrıcalık barındırır. Hiçbir ümmete nasip olmayan bu hadise ümmet-i Muhammed için bir fazilet ve ikram olarak kabul edilmiştir. |
|
|
İslam'da İsrâ ve Miraç olayı Hz. Peygamber (s.a.s)'in 23 yılık peygamberliğin tam ortası olan11yılnda hicretten bir yıl ya da on yedi ay önce Recep ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidi-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında İsrâ adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Miraç olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki sahih hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.
Resulullah miraç gider gelir yatığı yer hala sıcak.
Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hadim’de[3] ya da amcasının kızı Ümmühan binit Ebu Talip’in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer bütün peygamberlere namaz kıldırdı. Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Miraç’la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Âdem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş, Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Ref-ref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü kabı kavseyeyin denen fizik ve meta fizikin iki yayın birbirine değdiği iki Kısıma kader götürüldü.
Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah'ın huzuruna kabul edildi. Yeniden Ref-ref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü. Dönüş yolunda Hz. Musa Hz. Muhammed’e sorar Allah cc ümmetine farz etiği namazın kaç vakit faz olduğunu sorar Resulullah 50 vakittin çok oldüğünü ısrarla indirilmesi için tekrar tekrar gönderir 5 vakte indirinceye kadar 5 vakit kılanın 50 vakit olarak kabul edilir.
Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Miraç olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya, bazı Müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu Müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi.
Seyyid Kutup, miraç olayı hakkında şunları söylüyor: "İlahi gücün ve peygamberlik mertebesinin ne demek olduğunu biraz idrak edebilenler bu olayda bir gariplik görmezler. İnsanoğlunun sahip olduğu güç sınırlıdır... Ama insanoğlu için zor, kolay veya imkânsız görünen şeylerin hepsi ilahi gücün önünde eşittir. Hepsi aynı kolaylıkla gerçekleştirilir.
"Hz. Ebu Bekir (r.a.) kendisine Resulullah (s.a.s.)'ın bir önceki gece göklere yükseltildiğini söylediği haber verilince ne diyor: 'Bunu eğer o haber veriyorsa elbette doğrudur. Sizin hayret ettiğiniz de bir şey mi? Gündüzün veya gecenin bir anı içinde ta göklerden kendisine vahiy geldiğini bana haber veriyor da ben yine inanıyorum. Tereddüt etmiyorum."
[1] İki yayın birbirine değdiği an başka bir deyimle fizik ve meta fizikin iki yayın birbirine değdiği iki Kısıma denir.
[2] Önemli not: Dikkat edilirse ferz oldu demiyoruz verildi çünkü bu üçü de miraçtan öncede vardı. Miraçta şekillenip verildi.
[3] Kâbe’nin kuzey tarafında bulunur. Yarım daire (hilal) şeklinde, alçak bir duvarla çevrilidir. Kâbe’nin dışındaymış gibi görünür ama aslında Kâbe’nin içinden bir bölümdür. Bugün tavaf yapılırken dışından dolaşılmasının sebebi de budur. Hz. İbrahim (As.) Kâbe’yi inşa ederken, bu alan da Kâbe’nin içindeydi. Kureyş, imkânları yetmediği için binayı küçültmüş ve bu kısmı dışarıda bırakmıştır.






