بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
‘’Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.’’[1]
ORUCUN (SAVM) LÜGAT VE ŞER ‘Î MANASI
Sevm, (ORUC) lügatte imsak demektir; yani kişinin kendisini bir şeyden alıkoymasıdır.
Şer’i manası ise; Hanefilere göre, Niyet ederek, imsak vaktinden güneş batıncaya kadar, yeme, içme ve cinsel ilişkiden[2] uzak durmaktır. Şafilere göre, Belirli bir vakitte, belirli şeylerden, belirli bir niyetle[3] uzak durmaktır.
Oruç ibadeti İslam'ın beş şartından biridir farziyyeti de kitap, sünnet ve icma ile sabit olmuştur. Şer-i mazereti olmadan Orucun terki büyük günah[4] inkârı küfürdür.[5] Bu ibadet, hicretin ikinci yılında Şaban ayının son ikinci gecesi olan pazartesi gecesinde Medine'de farz kılındığı kesindir.[6]
ORUCUN GAYESİ TAKVADIR
Her ibadetin zahiri ve manevi sebepleri vardır. Zahir kısmı Kur'an ve Sünnetin emri olmasıdır. Manevi kısmı ise Üstadın deyimi ile 500 ya da 700’’e kadar hikmetleri vardır. Hepsinin yolu takvayla taçlanıyor. Cenabi Allah’ın dediği gibi:
Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz/ takvaya erersiniz. (6)
Bu ayet bize oruç ibadetinin üç temel boyutunu öğretmektedir:
- Orucun farz oluşu: Oruç, ilâhî bir emir olarak müminlere farz olan bir ibadettir.
- Orucun tarihsel yönü: Oruç, yalnızca bu ümmete mahsus olmayıp, önceki ümmetlerde de var olan köklü bir ibadettir.
- Orucun hikmet boyutu: Orucun nihai gayesi, insanı takvaya ulaştırmak, yani Allah’a karşı bilinç ve sorumluluk kazandıracak ibadettir.
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَىٰ وَالْفُرْقَانِ
‘’Ramazan ayı; insanlara yol gösterici, doğruyu açıklayan ve hakkı batıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği aydır.’’[7]
Bakara Suresi’nin 185. ayeti ise, Ramazan orucunun en mühim boyutunun Kur’an’la olan bağı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü bu ay, hidâyet rehberi olan, Furkan[8] vasfındaki Kur’an’ın bin aydan hayırlı kadir[9] gecesinde indirildiği aydır.
Konuyu daha somut şekilde söyleyecek olursak Ramazan’da nazil olan, hidâyet rehberi ve Furkan olan Kur’an; hak ile bâtılı ayırarak kimin gerçekten doğru yolda olduğunu, kimin sapmaya meylettiğini; kimin takva ile yaşadığını, kimin ise yalnızca şekil ve gösterişle savrulduğunu ortaya koyan ilâhî bir ölçü ve imtihan vesilesi olan kuran indiği için Ramazan ayı 11 ayın sultanı olmuştur. Bir başka şekilde konun ciddiyetini anlamak için şöyle diyebiliriz. Vakitlerde en bereketli zaman üç aylardır, bu üç aylardakı ymetini ramazandan Ramazan’da kıymetin son on günden son on günde kimetini Kadir Gecesinde, Kadir Geçeside kıymetini Kuranın nüzulünden almış.
Hadis: "Yüce Allah, İbrahim'in sahifelerini Ramazan'ın ilk gecesi, Tevrat'ı Ramazan'ın altıncı günü, İncil'i on üçüncü günü, Kur'an'ı ise yirmi yedinci[10] günü (Kadir Gecesi'nde) indirmiştir." (Müsned-i Ahmed)
ORUÇ, Cenab-ı Allah bütün ibadetleri niyete göre değerlendirdiği için oruçta, niyetle başlar, sahurla insanı kıyama kaldırır; gün boyu oruçla nefsimizle cihada sevk eder. Helâl lokmayı suyu ve eşine yaklaşmamayı bilerek Allah'tan korkarak el uzatmamak, sabrı öğretir ki; harama karşı kalpte sağlam bir sur (set) örülür. İnsan, helâl olana bile sabredebilirse, harama karşı çok daha güçlü bir direnç kazanır.
Oruç, İslam tarihinde hem manevi bir arınma hem de önemli stratejik zaferlerin kazanıldığı bir dönem oluşturur. Oruç, fâni dünyada ebedî hayat için azık hazırlama mevsimidir. O bir saat ibadet, bazen bin saat hükmüne geçer; özellikle Kadir Gecesi bu hakikatin zirvesidir. Oruçla aç kalan mide, başkasının hâlini anlamayı öğretir.
Toplumda merhameti ve sosyal adaleti canlandırır. Zengin, fakirin hâlini bizzat yaşayarak anlar; kalpte şefkat ve infak duygusu uyanır. Oruç, sabrın pratik okuludur; irade medresesinde insanın olgunlaşmasını sağlar. Oruç, gündüzünü ve gecesini, kalplerde imanın meşalesi olan Kur’an ile süsler. Kuranın Nuru ile hayatına ve ruhuna ilahi rızayı ekler. Ramazan ayının Kur’an’dan faydalanılacak en bereketli zaman olduğunu, hatta Ramazan’ın başlı başına bir Kur’an mevsimi olduğunu.
Ramazan’da, Kur’an mukabelesiyle; ayetleri kalbimize indirip yüreğimizi titreten, gözlerimizi takvadan yaşartan ve bizi Kur’an’la yaşayan kullar yapan yolu öğretti. Ramazan’da zaman genişler. Bir gece bin ay olur; biran, bir ömre bedel hâle gelir. Çünkü insan, bu ayda fâni olanı ebedî olana bağlar.
Teravih ve teheccüd ile geceyi nurlandırır; sadaka, fıtır, zekât ve hayırlarla kalbini cömertleştirir. Günün sonunda ise Rabbimizin ikramıyla, iftar sofrasında kendisine ait olan nimetlerle oruç açılır. Oruçlu insanın bakış açısı “Ben yedim” demekten vazgeçer; “Rabbim ikram etti” demeyi öğrenir. Böylece Cenap-ı Hakk’ın rububiyetine karşı şükrün en parlak tezahürü ortaya çıkar. Oruçlu iki milyar Müslüman insan, “Allah-u Ekber” diyerek hepsi birden iftarını sünnet olan bir nimetle açar; nimetin sahibini hatırlar, şükrün edebiyle sofraya oturur. Ramazan ayı bitince oruçlular oruç tutması haram olur çünkü o gün hak etiği Bayram kutlar.
[1] (Bekere/183)
[2] Niyet kalple yeterlidir; dil ile söylemek menduptur.
[3]Niyet, her gün için geceden kalple yapılmalıdır. Dil ile söylemek sünnettir
[4] İbn Abidin, Reddü’l-Muhtâr (Hanefî) Nevevi, el-Mecmûʿİbn Kudüme, el-Muğnî
[5] İmam Nevevi, Şerhu Sahih-i Müslim İbn Hazım, Merâtibü’l-İcmâ ʿTaftazânî, Şerhu’l-Akâid Çünkü Ramazan orucu zaruret-ı dîniyyeden dır.
[6] Medine’de Bakara Süresi 183. ayet ile farz kılınmıştır
[7] (Bekere/185)
[8] (Hakkı ile batılı ayıran)
[9] 83 yıla tekabül eden kadir gecesinde nazil olmuş
[10] İslam alimlerinin coğunlığına göre







Kaleminize sağlık seyda