1)- NİYET
Orucun geçerli olmasının şartlarından ve farzlarından biri de niyettir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: Ameller ancak niyetlere göredir (Buhârî, Bed’ül-Vahy 1, No: 1).
A)- Oruca niyet etme şekli, (faziletli / en iyi şekli ‘’Niyet etim farz olan ramazan orucunu tutmaya’’ şeklindedir. Hanefi ve Şafiî de aynıdır.)
Not; Niyete istenen şey Ramazan kelimesi ve farz olduğunu belirtmektir
Not; Bazı Alimlere göre Oruç için sahura kalkmak ta niyet sayılmaktadır.
B)- Niyetin hükmü nedir?
(Hanefi’de şart Şafiî'de rükündür/farzdır)
C)- İmsaktan sonra farz oruca niyet edilir mi?
(Şafiî'de hayır, Hanefi’de öğlene kadar niyet getirilebilir)
D)- Farz veya nafile oruca göre niyetin vakti değişir mi?
Evet Şafiî’de farza niyet iftardan Fecr-i Sadıka (İmsak vaktine) kadar, sünnet oruçta ise öğlene kadardır. Malikî, Şafiî ve Hanbelî mezhebine göre akşam ezanı ile imsak vakti arasındaki herhangi bir zamanda oruca niyet getirilebilir.
Hanefî mezhebine göre efdal/ en iyi olan, imsak vaktinden önce niyetin getirilmesidir. Ancak oruç adak veya kaza olmadığı sürece fecir vaktinden sonra öğlene kadarki süre içerisinde de niyet getirilebilir.
E)- Oruca hergün ayrı ayrı mı niyet getirilecek yoksa bütün ramazanın ilk gün toplumu getirilecek?
Cumhura göre ramazanın her günü için ayrı ayrı niyet getirmek gerekir. Çünkü her gün başlı başına bir ibadettir. Malikî mezhebi, Ramazan’ın başında bir defa niyet getirilirse bunun tüm günler için yeterli olacağı görüşündedir. Malikilere göre aynı hüküm art arda tutulan kefaret, kaza ve sünnet oruçlar için de geçerlidir (İbn Kudüme, el-Muğnî II, 412)
Not; muasır alimlerimiz (günümüz alimleri) kitaplarında şu fetvayı verir. Şafiî ve Hanefi başta Maliki’ye takliden tüm ramazana niyet getirdi mi arada unutursa da niyet otomatikman yerine geçer orucu bozulmaz.
2-VAKİT
A)- Oruç vakti ne zaman başlar?
İmsak vaktinin girmesiyle birlikte oruç başlamış olur. Bu vakit her ne kadar ezanla ilan edilse de takvimlerdeki imsak/fecir vakti esas alınmalıdır. Ezan bir ilandır/işarettir.
B)- Oruç imsakla mı ezanla mı başlar?
Ezanın okunmasıyla birlikte yeme-içmenin bırakılması gerekir. Bırakmayıp devam eden kimsenin orucu bozulur, Şafiî’de de Hanefi’de de böyledir.
Not; Bazı ülkelerde sabah namazında adet haline gelmiş çift ezan sistemi bulunmaktadır bu durumda ikinci ezan esas alınır. Aynı uygulama Efendimiz (s.a.s.) zamanında da mevcuttu. Abdullah Bin Ümmü Mektûm, Ramazan’da ezan okur, sahurun bittiğini insanlara bildirirdi.
Bununla ilgili Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: Bilâl ezanı gece okuyor. İbn Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyip içiniz (Buhârî, Ezan 12, No: 620).
Tıpkı Ağrı ilimizde de önce sela sonra azan okunur, sela son verilir ezan esas alınır.
C)- Ezan bitinceye kadar yemek yenilebilir mi?
Asla yenilmez. Ezanı duyduğu anda ağzındakini yutmayıp çıkarması lazım yutarsa orucu bozulur ağzını yıkayıp temizlemesi lazım Şafiî'de de Hanefi’de de bu böyledir.
3- HASTA VE İLAÇLAR
Oruç tutmamaya gerekçe sayılan hastalıklarla ilgili temel ölçü şunlardır:
* Kişi, oruç tuttuğu takdirde hastalığı şiddetlenecekse
* Oruçla hastalığının şifası gecikecekse
* Oruç nedeniyle hastalığı artmasa da kendisine büyük meşakkat dokunacaksa
* Oruç tuttuğu takdirde hastalanma ihtimali ağır basacaksa
Bu dört sebebin kendisinde bulunduğu kimse ramazan orucunu tutmayabilir. Sonradan iyileşirse kazasını yapar. İyileşme durumu yoksa Hanefî mezhebine göre Fıtır sadakası miktarında, Şafiî mezhebine göre ise Fıtır sadakasının dörtte biri (1/4) kadar fidye verir.
Not; muasır alimlerimiz şu görüşü belirliyorlar Hanefi mezhebini taklit edip bu sene için ortalama 150 ile 180 lira belirliyorlar ve birde şehrine göre bu miktar artıp eksile bilir, diyorlar
A)- Astım hastasının kullandığı Sprey, orucu bozar mı?
Muasır alimler diyor, hayır bozmaz. Tıpkı abdest suyu gibidir, mideye varmadan uçuyor.
B)- Göz damlası, Orucu bozar mı?
Şafiî de de Hanefi’de de bozmuyor çünkü gıda olarak mideye ulaşmıyor.
Göze damlatılan ilaçlar fakihlerin büyük çoğunluğuna göre orucu bozmaz. Zira göz damlalarının boğaza ulaşma ihtimali neredeyse yok gibidir. Klasik kaynaklarımızda, kulak ve burundan alınan ilaçların orucu bozduğu aktarılmaktadır (Nevevî, Minhâcü’t-Tâlibîn, s.231).
Yalnız muasır alimlerin çoğunluğu yiyecek ve içecek hükmünde olmayan ve boğazdan mideye ulaşma ihtimali oldukça düşük olan bu tür uygulamaların oruca zarar vermeyeceği görüşünü benimser.
Kaldı ki geçmiş dönem fakihlerinden, kulak damlasının oruca zarar vermeyeceğini savunanlar da olmuştur (Gazzâlî, el-Vasît, II, 525). Bununla birlikte gündüz vakti bu tür ilaçları almayı gerektirecek özel bir durum yoksa akşam ile imsak arasına ertelenmesi daha uygundur.
C)-Burun damlası, Orucu bozar mı?
Şafiî'de bozuyor, ihtilaf edenler de var.
D)- Kulak damlası, Orucu bozar mı?
Şafide bozuyor Hanefi’de eğer kulak zarı delikse bozar.
E)- Endoskopi,
Şafiî'de bozuyor, Hanefi’de de bozuyor
F)-Ultrason,
Şafiî'de bozuyor, Hanefi’de de bozuyor. (Öncede ilaç içirildiği için)
K)- Anestezi, Orucu bozar mı?
Lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir. Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.
L)- Fitil, Orucu bozar mı?
Şafiî'de bozuyor Hanefi’de de bozuyor.
M)- Şeker hastasının kullandığı ine ve vitamin olmayan iğne, Orucu bozar mı?
Şafiî'de Hanefi de de bozmuyorlar.
4-GUSUL
A)- Oruçlu iken gusül abdesti alınır, banyo yapılır mı?
Şafiî'de de Hanefi’de de evet yalanız dikkat etme şartıyla.
B)- Cünüp olan kimse oruç tutabilir mi?
Şafiî'de evet tutabilir, Hanefi’de de hüküm aynıdır.
C)- Gün boyu cünüp olarak oruç tutulur mu?
Şafide evet, Hanefi’de de hüküm aynıdır.
Uykuda ihtilam (cünüp) olmak orucu bozar mı?
Şafiî dede Hanefi dede bozmaz.
5- Diş macunu ile dişleri fırçalamak orucu bozar mı? Misvak Orucu bozar mı?
Boğazdan içeri girmediği Yutmadığı sürece bozmaz. Misvak kullanabilir, öğlenden sonra mekruhtur.
Hastalık ve seferlik (yolculuk) durumunun devam etmesi nedeniyle kaza imkânı bulamadan vefat edenlerden oruç sorumluluğu düşer. Bu kimseler için herhangi bir şey yapılmaz. Kaza imkânı olduğu halde tutmayıp vefat edenler için ise fidye verilmelidir. Vefat eden kişi vasiyet etmişse veya vasiyette bulunmamış ancak yakınları tarafından kesin olarak biliniyorsa Hanefî mezhebine göre Fıtır sadakası, Şafiî mezhebine göre ise Fıtır sadakasının dörtte biri (1/4) kadar fidye verilir (Mevsilî, el-İhtiyar, I, 311; Hey temi, el-Menhecü'l-Kavim, s.415).
Fidye, vefat edenin bıraktığı maldan ödenir. Mal bırakmamışsa yakınları bir iyilikte bulunup fidyeyi öderse vefat eden kimseyi uhrevi sıkıntılardan kurtarmış olurlar. Aralarında Şafiî ve Hanefî mezhebinin de bulunduğu cumhura göre vefat eden kimsenin yerine oruç tutulmaz.
Efendimizin (aleyhissalatu vesselam) "Bir kimse ölür de üzerinde tutmadığı orucu varsa velisi onun yerine oruç tutar" (Buhârî, Sıyâm 42, No: 1952) hadisinden murad, oruç tutmak değil onun gerektirdiği fidyeyi vermektir (Nureddin Itr, İ’lâmu’l-Enâm, II, 431).
İmam Şafiî'nin kadîm/eski görüşüne göre sadece fidye ile değil oruç tutarak da bu borç ödenebilir. İmam Nevevî bu görüşü savunanlar arasındadır (Nevevî, Minhâcu't-Tâlibîn, s.238).







Çok güzel verimli bir çalışma Allah hocamızdan ebeden razı olsun.